23 Ekim 2009 Cuma

°



el magrib.

butun elleriyle saclarimi rastaya buruyor. butun dudaklariyla opuyor beni ve siliyor goz yaslarimi usulca..

bu illerde zaman yok..
bu illerde aman yok..

12 Eylül 2009 Cumartesi

tahta ev oykusu



tekrar, avusturya`da bir koye hapsetmisken kendimizi guzelce, hem de bir suru cicek bocek canak comlek arasina.
ispanya`ya acilan kapilari bir anda tepip, avrupa`nin ortasinda kalmis olmama ragmen gayet mutluyum, evet, plan dedigin bozulmak icin yok mu zaten?
alti ustu guzelce yasiyoruz hakkaten, hem internet de var bu sefer,
tahtadan bir ev, bir suru cocuk.

bugun yine sessizlik gunum. ama bu sefer guzel. bu sefer guzel cunku birbirimizi kirip doksek de her gun binlerce kez, alistik sayilir.
ama komik ki, arada bir yine eski sevdalari dusunmuyor degil insan. niye? belki gecen yil su vakitler, henuz saclarim uzunken... (saka yaptim, tamam)

kimbilir ki, avusturya´nin ortasinda yasamaya baslayacagimizi, cop karistirip yemek bulup, muzik yaparak sehir gezecegimizi.
olesiye kahkahalar atmak vakti simdi. aylardan mayis olmasa da, her daim sevisme vakti hem. alnimizda gunes pareleri, cimenlere yaziyoruz oykuleri bu sefer. adini uc kereden sonra ogrendigimiz dostlar, ama hep birlikte halil cibran okudugumuz; onumden siyah bir tavsan geciyor simdi, yatmadan evvel trip aleminde gezinsem de, demek ki alice hali gecti bunyeden..

vesselam, evliya celebi´den hezarfen´e, bin ilim gordum alemde de, asktan otesini bilmedim.


bin selam ve allah yola umut eke !


giz.
12eylulfalan.

8 Eylül 2009 Salı

haber !

.


mutrib magrip illerinde
!

bin selam olsun herkese

21 Temmuz 2009 Salı

dilimdeki haiku: gitmek diyorum, / gitmek. en uzak / şehirlere.


gidiyoruz.


bazen öylesine hani, bir nevi kafa dinlemece oyunu, ah bilmeyiz ki kaçmaya çalıştığımız bazen sadece kendi kafamız, gitsek de oradan oraya: sürükleniyoruz hep birlikte. hep birlikte ve toplaya toplaya, dura demlene, yavaş yavaş. acılar yok olur yolda. yol: her derde deva. sonunda yine gitmek de olsa, yahut kalmak en gizli köşede. kalmak, bu yolun bir köşesinde. bilirim, zor oluyor terk etmeler. terk etmeler zor ammavelakin bir defa döktün mü gözyaşını tren peşinden, müstehak tüm gitmekler, adına ne koyarsan koy; bir doğu makamıdır bizde. ah biz ! yolunu aşkla kaybetmiş şarklı cankiler.. dolanıp duruyoruz denizlerden içeri, tutturmuşuz bir haiku dilimizde. ve dinimiz doğa'ya bürünürken, akıl defterine sadece yapraklar yazılıyor. bir de türküler, öpmelerden ziyade.

çırılçıplağız biz bu ahvalde. çırılçıplak ve suyla ıslanmış güzel bedenlerimiz. yanaşıyoruz birbirimize ağaçlar misali, bir kuş çıkıyor ağzımızdan. çarpa çarpa kalbimize kanadı kırmızıya bürümüş. yaşıyoruz. hem de ne yaşamak ! inadına evde durana, inadına oturana. biz, şarklı cankiler. bir çingene misali ölüyoruz evde durdukça. sırf ondandır ki durmaz bu tekerlekler, bu nefes es verene değin, velhasıl bu kelamlar aşkla yürür, aşka bürür dillendiğimiz şehirlerde..

giz
11temmuz09.ist.

10 Temmuz 2009 Cuma

yol mutribi.

bin selam !

çok uzun ve çok uzayacak bir yolculuktan söz etmek isterdim size ama bir aydan sonra ilk kez çatısı olan bir yerdeyim, elim ayağım titriyor ve kalabalığa karışamıyorum.

biraz sessiz kalmak hepimizin hakkı değil mi ki?

biraz müzik dinlemek, yeni şeyler öğrenmek, yeni insanlar tanımak.. birazcık da mutrib'in hakkı hani ki, ondandır şu an hiçbir köşeye sığamamamız.

şimdi bütün dualarımız Jah'a, Pacha Mama'ya ve dahi Doğa Ana'ya. ahvalimin en yüce yolculuğuna hazırlanırken bin selam hepinize, güzel yüzlü dostlar, ay yüzlü çocuklar selam olsun size..

buralarda bir yerlerdeyim, oralarda bir yerlerdeyim, mutlak surette yüzüm göğe dönüktür, saman üstünde uyuyorumdur belki, belki çıplak ayakla yollar aşıyorumdur, kimbilir..

giz.


*jah, you're giving me everything i need to be free in this reality vohooo, in this reality..

16 Haziran 2009 Salı

bandista !



inatla direniyor.
inatla direniyor olan bitene.

bir karanfil yere düşmüş. göğsüm kanıyor. karanfil yerle bir. karanfil memelerim. vurulmuş yatıyorum. her yanımdan fışkırıyor müzik. her yanım dost kokuyor.

ah ben sizi ne çok severim. ah yollar uzun ve siz bana sevgili, bana baba, bana dost; bana şimdi tüm direniş türküleri, reddetmekler, havaya kaldırdığımız yumruklar, şimdi güzelce gediğine sokulmuş laflar ve Ulus Baker.
ben bütün gerillaları, bütün hakkını almamış yerlileri, bütün motosikletli Latinleri, yüzü berelileri, yüreğindeki sözle tüm silahlara karşı durmuş herkesi… ben herkesi gördüm bu yollarda, bir dost sofrası ki oturduğumuz, Halil İbrahim bile karşımızda. bizim sözlerimizde süngüler, seslerimizde imanlar var. Pedro, kalk ayağa ! bugün bütün ölüler umut kokuyor !

bir barışarock gecesi, sahnede İspanyol anarşistler ve kara kızıl bayraklar inatla dalgalanırken görüyorum olan biteni. henüz yaşım küçük, henüz boyum kısa. sahneye çıkıyorlar, şarkılara eşlik ediyorlar, bayraklar sallanıyor, görüyorum, geliyorlar !

bütün türkülerimizle. tüm inancımız, birikmişliğimizle. bütün gözlerimizden yaşlar akıyor, biber gazı yutmuşuz, dayak yiyoruz, bütün sırtlarımız coptan mosmor.
lakin bir güneş ki, tüm gözlerimiz kamaşmış.

şimdi bütün saçlarına dost örükleri kattığım bir adam ki, en çok o biliyor çocukluk düşlerimi, sırf o yüzden belki en güzel hep o sarılıyor; diğeri, bütün elleriyle yüceler yücesi çingene halimizi çıkarıveriyor insan içine, o ki ateş hırsızı, çakmağı yok çakmaya: lakin bir ateş ki sofraya düşürdüğü, tüm gönüllerimiz yanmada ! bir öteki, dünyanın en güzel gülüşü, bak bu güzelliğe bakıp bakıp devrimin adını senden koyarız. bir kadın görüyorum, aralarda bir yerde, duruşuyla bile bütün dostluğumuz, kadınlığımız. bizden selam eksik olmaz ona. kim var kim yok, bakıyorum, doğuştan kafası iyi adam, en iyi sen biliyorsun, -bir de Marcos- devrim dansla geliyor, sen söyle biz hep oynamada !

uyandırma, uyandırma. bu öyle bir düş ki, gökteki yıldızlar aynı anda ateşler yakmada, Latin Amerika dağlarında, Paris gettolarında, Atina sokaklarında !

giz.13hazirangecesi.

8 Haziran 2009 Pazartesi

:

.

sonra bütün ellerini kaldırıp göğe, bağırdı:

- ya basta ! ya basta ! artık yeter !






.

3 Haziran 2009 Çarşamba

mütrüp üç geliyor!



bin selam,
mütrüp üç hızla geliyormuş, öyle diyorlar.

bahar gelmiş, giz'in midesinde yeniden kelebekler uçuşmaya başlamış, zira aşk varmış, birileri gelip ötekiler gitse de, arada bir terk de olsak, terk de etsek, olmuyormuş, yine en dibe kadar yaşamaca oyunu oynarmışız, yine her zerremiz müzikle raks edermiş. bize ne mutlu, ah bize ne mutlu.

mütrüp üç yaz sancısıyla geliyormuş, öyle diyorlar.
bu hikayede, giz'i yalnız bırakmayan bay perşembe, emre sert ve zozan gemilerördü'ye; müzikleriyle ilham getiren bandista ve iya waves'a; acıları için izmir'deki makamlara, güzellikleri için istanbul'da çingene niyetine müzik yapan adamlara, eve iki gün önce gelen kedi nesta'ya, ve tüm güzellere, benim güzel dostlarıma, sırf yüz yüze bakıyoruz, sırf kalpten birbirimizi seviyoruz diye selamlarını esirgemeyen herkese !

selam olsun,
aşk olsun.
giz*

24 Mayıs 2009 Pazar

sen kuş olur gidersin bir trenle.



uzun bir geçmişimiz var
hiç yorulmadan
en azından bir kere
eğlenceli beşik

ha biz varız
ha biz maskeli balo
saygıya durup üstün bir gecede
bir sır payı katlayıp
sade bir kahveden
keyifsiz bir detayın hükmüyle
ha biz yokuz
ha biz seferde

ya bu kez ölenleri görmeliysek
ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

parka dolalım
park bizi alır önce
seyrimizden bir sabah kazanır
eğri fakat daha çok eğrilmez bir şoförle
sayısız rampaya katlanır
ya güneşten daha zengin
sofraya diz çökeriz
ya sen kuş olup gitmeliysen bir trenle

oysa sergimize kuşlar gelir uzanır.

cahit zarifoğlu. zencidervişakşamakşamkafamızatükürüriken.

şimdi oralarda bir adam var, ona yakında aşık olacağım.

19 Mayıs 2009 Salı

red !

bin selam !

tarih 16 mayıs 2009.

harbiye ordu evi önü.
hep birlikte, askere gitmeyi meşru kılan herşeye karşı durduğumuz bir sürü dost.
bodoslama bir açıklama ve ilgilenene giz'in vicdani reddi.


"reddimdir.

tüm dünya halkları ve savaş çocukları adına reddediyorum.
bütün gördüklerimize tüm halklar şahittir ve fakat çoğu savaş yüzünden yerin zifirinde olduklarından şehadetleri meçhuldür.

reddediyorum.
bana kadınsın ve askere gitmeyeceksin, o halde niye reddediyorsun, diyorlar. reddediyorum, çünkü ben askere giden dostlarımla, kardeşlerimle askere gidiyorum. ben askere gitmeyi reddettiği için dövülen dostlarımla dövülüyor, öldürülüyorum.

reddediyorum.
nene hatun, gülsüm ve ömer seyfettin masallarıyla büyütülmeyi, esvabımdan dolayı ötelenmeyi, düşüncemden dolayı sevilmemeyi, kadın olduğum için ezilmeyi, askerliği, ölmeyi, öldürmeyi reddediyorum.

kurşunlarla misket oynayan çocuklar olmasını reddediyorum. savaşmayı, esir olmayı, herhangi bir savaş anında, liderlerin çıkarları uğruna elime silah almayı reddediyorum.

hakimler hakimi allah adına.
ben, bundan böyle allah'tan başka hakim bilmiyorum.

giz."

3 Mayıs 2009 Pazar

Bandista: anlatılan senin hikayendir

"BANDİSTA - De te Fabula Narratur

Armağanımızdır!

Dünyayı değiştirmek mümkün; çığlıklarla, terle, mağlubiyetlerden süzülen demle, sözle, eylemle, müzikle; tezlikle elzem ve nikbin tebessümümüzle, dansımızla, devrimimizle, devasa MÜMKÜN!!!

Armanığımızdır yıldıza, mayısa, kara-kızıl bayraklara, yumruğa, doğacak güneşe, unutmadık inandık bulanmadık bilendik diyenlere, bilenlere ve bilmeyenlere, mor giyenlere, sarı sepya hüzünlere, kahrı çekenlere, tahtı devirenlere, işçilere, işsizlere, mülksüzlere, düşmüşlere, düş kuranlara, yek duranlara, pek çok, hem de pek çok olanlara, sizlere, kardeşlerimize.

Bandista - De Te Fabula Narratur albümü 1 Mayıs sabahı 1 Mayıs alanında, www.tayfabandista.org adresinde ve bir marşın söylenmesi gerektiği her an, her yerde.

çünkü anlatılan bizim hikâyemizdir...

Bandista bir aralık, bu darlık bu basmakalıp, bu ayık kafayla esrik taklitleri, bu aramızda yaşayan katilleri teşhir etmek gerek dedi evde uyuklarken. Uyanmak gerek dedi önce kendi kendine, evde bir gitar çaldı manuş, klarnet aktı meyanlı, kaydırmalı, akordeon zaten doldurmuştu köşe bucak, vurmalılar hazırdı "marş"a, başladı ev'in hikâyesi, varyetesi söküp söküp yapmanın. Bandista evi şenlik kıyamet bir eylem bandosu şimdi ses vermekte ska, balkan, vertov, reggae, eşitlik, özgürlük, cango, votka, adalet, kökler sularından...

Bandista evinde geceler gündüz gündüzler denktir geceye, bu evde güneş batsa da dinlenir ev hece heceye. Bu evin odaları geniş uzun dar hayal; bu evde mebzul miktar kapılar kilitsiz gıcırdar. Bu evde koridorlar, sokaklar ve meydanlar, sahneler salonlar dansla sesle hınçla çığlıklar... Bu ev bir dağ başında bir gettoda ya da down-town'da, bu ev dev bir karavan bu evi bulur arayan. Bu evin sakinleri kara kızıl mor renkleri, yeşil sarı turunç ve nar, bu ev binbir bedenle var. Bu ev döker alınteri, bu ev rahim yangın yeri; söndürür kandilleri nice esrik sever evi. Bu evde geçmiş hüzünle değil hüsnü kabulle, bu evde gelecek yokla değil beklenir telaşla. Bu ev tenha bu ev dar-maduman kanma yalan, gözyaşları ağıtlar destanlar epik tasalar, bu evde yasalar değil ses verir yoldaş maison'lar! "

ya normal şartlarda ben kesin buraya birşeyler eklerdim ama bu öykü, bu hikaye, bu rivayet öylesine güzel ki, üstüne kalem kalkmaz.

selam olsun dost bandista'ya ! 1 mayıs'ta biber gazından gözleri yaşarana !

albümü şuradan buluyoruz:
http://www.tayfabandista.org

http://www.myspace.com/bandistaz

24 Nisan 2009 Cuma

,

,




ben ne kadar kadındım
ve o ne kadar erkek.





,

3 Nisan 2009 Cuma

stenbole ağıdı

bir yerde oturuyordum evvel. sonra başka bir yerde. hiçbir yer birbirinin aynı değil, ama ben geldim mi aynılaşıyor her yer ve aynalaşıyor. kırmak bütün camları sessizlik ile, bu şehir bize bu hakkı veriyor. stenbole, bin minaresiyle susturuyor bütün kelimeleri ve şimdi varsa yoksa sükunet bu rahatsızlığın içinde, varsa yoksa muhabbet bu sakinliğin içinde. sus stenbole, sus. herkes iki yaş atlıyor bir doğum gününde; ve herkesin bir adımı iki sayılıyor. durmak yok, koşturmaca farz; bu iklim bizi içine almaz yoksa, içine almaz. nereye kaybolmalı, nereye saklanmalı; nerden bulmalı omzuna baş koyacak güzeli, nereye saklamalı. ah yarlarımız nerde stenbole, düşünü görüp yolunu beklediğimiz ve yollarında dillendirdiğimiz yarlarımız. ah kanıyor yaralarımız stenbole. elini çekme tenimden, kanıyor dört bir yanlarım ve saçlarım bileklik niyetine dolanıyor adamlarıma. stenbole, dur biraz, muhabbetin yaradır bana. dur biraz, bırak sakinliğin ayaklarımıza tezahür etsin, sallanalım bir santur müziğiyle. dur biraz, dinle uzaklardan gelen çocukları. stenbole, git yanımdan, git yöremden. ayaklarım sallanıyor ve bir kukla oluyor bedenim bu kendini bilmez hallerden. git stenbole, yollarımız teğet bile durmasın ne evvel, ne sonra bu vakitten.

25 Mart 2009 Çarşamba

eski şehrin toplaması



bin selam !
aşk, newroz niyetine suretinize dolsun.

sessizliğimi müzik sayesinde balla kesip, size bu soğuk ve gri kente nasıl bahar getirdiğimi anlatacağım.
tabi ki arada bir ellerimden kayıp gidiyor herşey. ama zoz'a sordum, diyor ki; gittikleri gibi dönerler. bahar bir bekleme halidir, yazı, yolu, hali, ahvali. bütün surete yeni renkler doldurmayı bekleme halidir.

öyleyse newroz vursun güneş niyetine saçlarınıza ve bin ışık gelsin zihninize kelam niyetine.


1.rast beste - neyzen tevfik
2.nothing without you (tery bina) - nusrat fateh ali khan
3.diaraby - ali farka touré
4.igzas - zuğaşi berepe
5.oy benum sevduceğum - erkan oğur & ismail hakkı demircioğlu
6.solom alejxem - budapest klezmer band
7.korean dogwood - devendra banhart
8.el hrig - hoba hoba spirit
9. yeh jo halka saroor hae - jeff buckley
10. yeniden - kara güneş
11. anvean - dembedem
12. kimse bilmez - mehmet güreli


İndirmekler:http://www.mediafire.com/download.php?zdkztjum2dn

4 Mart 2009 Çarşamba

.

.



yokluğum, hepinize armağan olsun.


uzunca bi süre sükunete çekilmek üzere.
giz.




.

1 Mart 2009 Pazar

mütrüp fanzin gene geliyor !



mütrüp'ün ikinci sayısı basılmak üzere!
önceki fanzin için adres gönderenlere, ikisi birlikte gelecek, tez haber edile;
ötekisini alıp tekrar isteyenler, gene gizelmutrib@gmail.com

istanbul'da altıkırkbeş ve mephisto'ya, izmir'de hayalbaz ve türevi kıbrıs şehitleri üzeri bissürü güzel yere bırakılacak, ankara'da yer arıyorum bakalım, eskişehir'de olan varsa selam etsin zaten.

bin selam.
giz.


http://www.facebook.com/home.php?ref=home#/group.php?gid=68238536163&ref=mf

biz halen yaşıyoruz.

Ege Üniversitesi'nde Altkültür Günleri

Ege üniversitesi Sinema Topluluğu ve Şiir Topluluğu'nun ortaklaşa düzenlediği ve Altıkırkbeş Yayınları'nın desteğiyle gerçekleşecek olan etkinlik 3-4 Mart tarihlerinde Ege Üniversitesi kampusündeki Kültür Sanat Evi'nde yapılacak.

Dada, Sürrealizm, Beat, Punk, Siberpunk, Sitüasyonizm gibi alt kültür kavram ve kuşakları üzerine sunumların yapılacağı etkinlikte ayrıca, çeşitli gösterim ve performanslar da izleyicilerle buluşacak. Film gösterimi, konser, stencil atölyesi ve çeşitli şiir performanslarıyla renklenecek olan konferans, spontane gelişen bir durum şenliği olma amacı taşıyor.
KATILIMCILAR:

Rafet Arslan:
1972 İzmir doğumludur ve Eylül adında bir kızı vardır. Son terk ettiği bölüm iktisattır. Albemuth Bilimkurgu, Düzensiz Alternatif Kültür/Sanat mecmuası'nı çıkarmış; metinleri Cey, Siyahi, Milliyet Sanat, Karakalem, Kadıköy Underground Poetix dergilerinde yayımlanmıştır. Bilimkurgu Öyküleri, Bir Bienal Bir Bilanço kitaplarında yer almıştır.

İnan Mayıs Aru:
Ankara'da doğdu. Aralarında E.Ü. Sosyoloji bölümünün de bulunduğu bir çok bölümü bıraktı. Çeşitli çevirmenlik çalışmaları yaptı: Er-Tarih'e Karşı, Leviathan'a Karşı. Çeşitli dergilerde çevirileri yayımlandı. Altıkırkbeş Yayınları ve Kadıköy Underground Poetix dergisinde editörlük çalışmalarına devam etmektedir.

Şenol Erdoğan:
1977 senesinde bugünkü Makedonya topraklarında yer alan eski Yugoslavya’da İştip’te doğdu. Simyanın Sinemacısı Jim Morrisson HWY ve Sinematografik Vizyon Notları Üzerine, Quantin Tarantino, Wim Wenders, Fransız Sineması, Garip Hareketi ve Beat Kuşağı kitaplarını yazmış; Sitüasyonist Enternasyonal, Dada Manifestoları, Mimar Wittgenstein, Risale-i Punk, Düş Makinesi, Sinema Manifestoları Sinemadan Videoya Görüntünün Yazılı Tarihi, Howl-Uluma, Charles Bukowski ve Beat Kuşağı kitaplarını hazırlamıştır. Şu anda Kadıköy Underground Poetix ve ALTIKIRKBEŞ YAYIN’da yayın yönetmenliğine devam etmekte Kadıköy’de yaşamaktadır.

Erinç Güzel:
Bişkek'te doğdu. Eğitim hayatını Tükiye'de tamamladı. Punkla tanıştı ve müzik yazarlığına başladı. Yazıları Laneth ve NME Türkiye dergilerin yayınlandı. Türkiye'de gerçekleşen önemli konserlerde organizatörlük yaptı (Amon Amarth, Judas Priest, R.E.M. vs.).

Kerem Kamil Koç:
1978 senesinde Brüksel’de doğdu. Latin dili edebiyatı ve Fars dili edebiyatı üzerine eğitim gördü. Hakemli hakemsiz dergilerde, fanzinlerde yazıları yayımlandı. Mc Kenzie Wark’ın Bir Hacker Manifestosu çalışmasına sunu hazırladı, hack kültürü ve sanat arasındaki bağlantılar üzerine çalışan Kerem Kamil Koç, 4 ayrı karşı-kültür web platformunun kurucu üyeliğini sürdürmekte, deneysel video işleri çekmekte ve bunları sergilemektedir. Kadıköy Underground Poetix dergisi sorumlu editörlüğünü yürütmekte, şu an “müstehcen” isimli sergi çalışması için çalışmaktadır.

Mehmet Ada Öztekin:
İstanbul'da doğdu. Birçok video, klip ve film çalışmasında yer altı. Çalışmalarından bazıları: Devrim Arabaları (yönetmen yardımcısı), Gripin - Karışmasın Kimseler (klip yönetmeni), Cenk Taner - Ne Zaman Gitti Tren (klip yönetmeni), Uluma - kısa film (yönetmen), Bukranium - kısa film (yönetmen).

Oya Yalçın:
Ankara'da doğdu. İstanbul Üniveristesi gazetecilik mezunudur. Çeşitli röportajları underground dergi ve fanzinlerde yayınlandı. 2007 tarihli Videoist sergisi oldukça ses getirdi. Kargart'ta çeşitli sergiler açtı, sunumlar yaptı. Halen Kargart'ta çalışmalarını yürütmekte ve Altıkırkbeş Yayınlarında çalışmaktadır.

PROGRAM:

3 Mart Salı

12.00 BOŞTA GEZER’İN ŞİİRİ
“Rimbaud – Baudlaire” giriş

13.00 SÜRREALİZM
“Sürrealizm nedir?” panel
“Alfabetik Düşler” film gösterimi

14.30 DADA
“Dadaizm Nedir?” panel
“Dada Performans” performans

16.00 SOKAK SANATI
“Stencil Nasıl Yapılır” atölye

17.30 BEAT
“Beat nedir?” panel
“Uluma” film gösterimi

4 Mart Çarşamba

12.30 SİTÜASYONİZM
“Sitüasyonistler kimdir?” panel
“Gösteri Toplumu” film gösterimi

15.00 BALLARD - İÇ UZAY - SİBERPUNK
“İç uzay ve bedenin dönüşümü” panel

16.30 PUNK
“Punk nedir?” panel
“Punk Tavrı-Punk Attitude” film gösterimi
“Punk konseri”

Ege Üniversitesi Kültür Sanat Evi

Bornova Metro durağının 400 metre güney doğusu
/Yeşil Köşk arkası
Ege Üniversitesi Kampüsü
Bornova/İzmir

http://internationala.org/index.php/faaliyetler/soylesi/259-ege-universitesinde-altkultur-gunleri

24 Şubat 2009 Salı

gavur izmir'e gazel

ve geçtim yolları, yeşil renkli yolları, güneş renkli dostları ve geçtim ben, kızıl saçlı orospu stenbole’nin piç kalmış sokaklarını. baktım hepsine sırf gelmek için sana, gördüm hepsini sırf gelmek için sana. ve tanıdım küfürbaz sokakları, dizi kanayan çocukları, kayboldum ey şehir, buldum ey şehir, bulundum ey şehir gelmek için sana.


ve saçların sarı, eteklerin kısa. ve yayılıyor sırma toprağının kokusu en batıdan, en doğuya. ve ben ey güzel izmir, yollarında yürüdüm; ve sevdim, ey gavur izmir, yollarında. ve ayrılınca senden, tanıdım bir sürü güzel çocuk. hepsinin gönlüne koymuşsun bir sıla. hepsi ayrı yerinden –velhasıl yarinden. ey gavur izmir, şimdi ben yolumu bile döndüremem yoluna da, bin küfür dilimden döner de, hiç bahseyleyemem sana.

oysa, ne de güzeldir sevmek öteki şehirleri ya hani; taşını, manzarasını, sonra yüzü güzel insanlarını.. ama diyor ya şair: “bir şehirde aradığın şey, onun yedi ya da yetmiş yedi harikası değil, senin ona sorduğun soruya verdiği yanıttır.”

öyle ya izmir, bütün cevaplarım cenabet kutularında gizli. al abdestini, ver canımı izmir. al güzelliklerimi, ver kelamımı. veyahut ol bana bir istanbul da, orospusuna dönen bir pezevenk gibi döneyim sana izmir. boyat o saçlarını kızıla da, göreyim yosma halini.


yıkıl izmir. bütün selamlarım üzerine, bütün küfürlerin üzerime.

yıkıl izmir. sodom’la gomore misali

yıkıl ki artık yeni aşklar devşireyim teninde !

giz*


17 Şubat 2009 Salı

giz gevendeyle konuşmuş

http://ychorus.blogspot.com/2009/02/gevende-roportaj.html

taa geçen yıl yakalamış idim güzel dostları, arşivden çıkarmak bu güne kısmetmiş. okumak isteyen buyursun bizim öteki bloga, bu hal güzel haldir, şimdi onlar ayrı yerlerde hissederken müziklerini, biz burada dem tutarız onların hissiyatıyla, gel diye dua ederiz, gel gevende, koş gel gevende..

giz*

13 Şubat 2009 Cuma

dembedem'den haber var !


okumayanları önce şuraya yönlendirelim:

http://mutrib.blogspot.com/2008/11/dembedemdir-dem-bu-demdir_15.html
http://www.myspace.com/dembedem

ben bu izmir'i saçlarından yakarım. ben bu izmir'i yakarım ama, nasıl kıyarım ben bu canlara.

önce bir nuh gemisi kiralamalı. sonra hepsini içine doldurup, arkadan şehri ateşe vermeli. sonra izlemeli bütün kargaşayı ve dinlemeli çıtırtıları. dembedem o çıtırtıların üstüne müzik yapsın. müzik yapsın ki gerek kalmasın başka bir şehir bulmaya.
biz denizin üstünde, bir geminin üstünde, lugatlerin üstünde nasıl olsa yaşarız.

biz bu toprağı eşeleye, biz bu toprakta debelene debelene büyürüz a dostlar.


dembedem ses etti, dedi ki biz hayalbaz'ı yıkarız.

dembedem ses etti, dedi ki biz hayal kura kura bütün şehirleri şiraz, bütün şehirleri cezayir, bütün şehirleri yeni delhi yaparız.

dostlar dinleye bu müziği, dostlar güzelliklerle kala.

"şimdi bütün gecelerin yüzü zikre dönüktür."

zshare
mediafire




2 Şubat 2009 Pazartesi

iz*

giz izmir'e gitmek.

giz'e dua.
giz'e dilek.


*çünkü biz birbirimizden teşne yürüyoruz bu kaldırımları.
ve acı çekiyoruz.
ve acı çekiyoruz.
ve acı çekiyoruz.
biz birbirimizden teşne yürüyoruz bu kaldırımları.
ah izmir. bırak da yakayım o sarı saçlarından.
*


20 Ocak 2009 Salı

sor

çok sıkı bir soru:
"bir saat sonra öleceğini söyleseler ne yapardın?"


acaba?

11 Ocak 2009 Pazar

mütrüp fanzin geliyor !



mütrüp fanzin geliyor !
giz sıkıntıdan ne yapacağını şaşırdı zira. bir hafta içinde basılacak, isteyenler irtibata geçsin efem.
gizelmutrib@gmail.com


geldi.
adresler tez postalana.