Arthur Rimbaud etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Arthur Rimbaud etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Mayıs 2008 Salı

aşkın çölleri

not/
yaşamı şurda burda gelişmiş; annesiz, yurtsuz, bilinen her şeye karşı kayıtsız, daha önceki acınacak pek çok genç gibi her tür aktörel güçten kaçan bir delikanlının, çok genç bir erkeğin yazılarıdır bunlar. öylesine sıkılmıştı, öylesine karışık bir ruh halindeydi. bu yüzden işi gücü hep, korkunç ve kaçınılmaz bir edeb'e gelir gibi, ölüm'e gelmek oldu. kadınları sevmediği için -kanlı canlıydı oysa!- ruhu, yüreği ve bütün gücü, acayip ve acıklı yanlışlar içinde eğitildi. ona yataklarında ya da sokaklarda gelen düşlerden -aşkları !- tatlı dinsel gözlemler ortaya çıkabilir belki. Muhammed'e inananların -yürekli ve sünnetli insanların- efsanedeki yıllarca süren uykularını anımsayın. ama, endişeli bir güce sahip bu acı, hepimizin arasında yolunu yitirmiş olan ve adeta ölümü isteyen bu Ruh, şu an ciddi avuntularla karşı karşıya gelip saygınlık kazanacak.

arthur rimbaud.


30 Ocak 2008 Çarşamba

Devendra means at home.

ÖSS'ye gerçek anlamda çalışmadığımı itiraf etmeliyim. lakin zevkle yaptığım bazı işler de yok değil. misal, doğa ana'nın oyunlarıyla pek güzel vakit geçiriyorum bu aralar. ho la Gaja, çok yaşa Gaja!

dersane ev ve okul arasında müthiş bir hayat sürüyorum. arada müzik dinlemeyi ihmal ediyorum, yazı yazmıyorum, kafa dinlemiyorum, insanlarla konuşup vakit kaybediyorum; zira düşüncelerin yarısını felce uğratıp, kalan yarısını öldürüyorum. ilk kez kış mevsiminden bu kadar sıkıldım, oysa en sevdiğim dört mevsimden biridir kış. şimdi hep bahar olsun istiyorum. hep birileri gelsin ve konaklasın istiyorum evimde. hiç gitmesinler, bereketleriyle, güzellikleriyle hep orada, içimde, evimde kalsınlar.

ben, çalışmam. nefret ederim çalışmaktan. rimbaud gibi tıpkı. onun kadar da yalancıyımdır. lakin o, jean nicholas arthur rimbaud, sıkı yürür. benim gibi biri, dik bile duramayan giz, hiçbir zaman onun kadar inandırıcı olamayacağım. kendime bile.

gitmem gerekiyor.
devendra banhart dinleyiniz. "ev"de hissettiriyor. aşık ediyor, özletiyor, ağlatıyor, güldürüyor filan..

beni biriniz yollasa başka diyarlara? lakin bunca evsizlikten ve huzursuzluktan pek bunaldım.

giz.

24 Ocak 2008 Perşembe

cannevar



Bazı şeyler bilirim. Biraz simya ve büyü. Eğer yaşadığımız dünyaya indirgersek bunları, inanın ki, bir divâne bile sayılabilirim..

Dostlarım arasında biraz gergin, fazlaca sinirli, çok konuşan, hatta susmayan ve hatta bazen konuşamayan olarak bilinirim. Açıkçası bir hiç’im, sizden tek farkım bu devrânda sizden daha az hissedilişim, yahut bazılarınızca görünmez oluşum..

Ettiğim lanetler dönüp beni bulur mütemadiyen. Hayat karşısında Irak halkından pek bir farkım yok, söylemem gerekir ki. Nasıl ki başlarını savaştan kaldıramıyorlarsa; aynıyımdır, sadece başım kalkmaz sıkıntıdan.

Fitneye tutulmuş kelâmlar ederim her daim; ben, büyülü, sıkıcı ve denebilir ki işe-yaramaz küçük bir çocuğum. Ben, siz sade acılarınıza söverken, size dönüp boş boş bakanım. Sevmediğinizim ben, düşünmediğinizim. Elinizden kayarken aynalarınız, bin parçaya bölünenizim..

Ahh! Masallara hapsolması gereken, bir hiç yahut bir piçim.

Kendimi hapsettim Güneş’in aşkına, bir ayçiçeği bile sayılabilirim; gün döndükçe, yüzünü gün’e dönen.

Şaraplar akar bacaklarımdan bazen, kimi zaman düşsel yeşil canavarlar görürüm siz yerine. Öğrenmeniz gerekiyor, derdim sizinle değil; derdim, kendimle.

Bilemezsiniz, çoğu zaman bir Rodos şövalyesinin Osmanlı’dan kaçışı gibi kaçarım toplumdan.

Soru yok, sonuç yok, derman yok, lakin çok olan bir şey biliyorum: aşk..

Aşkımdan kapatırım kendimi renklere, ben. Doğadan çaldığım gülümsemelerimi yollarım yedi düvel, dört bucağa. Göremezsiniz bunları, merak etmeyiniz. Görmeniz gerekenler, kendi yüreğinizin içindekilerdir.

Tanrınızı alt edebilirsiniz bir şekilde, yok sayabilir, ona sövebilir, onu övebilir yahut ibadet edebilirsiniz. Lakin yüreğinizi yok sayamazsınız. Bir ihtimal pencere dışından seyredebilirsiniz onu. Bilirsiniz ki, kar yağdı mıydı, içeri girmek zorunda kalacaksınız..

Bana gelince, hiçbir sesi duymamakta üstüme yoktur. Bu yüzden aranızda da yalnızımdır çoğunlukla. Yalın, sâfi ve oyunbaz. Bazen yüreğimden yükselen melodileri ve içime doldurduğu raks etme isteğini bastıramaz ve kendi kendime konuşmaya başlarım. İşte başa dönüyoruz, insanlarınız seslerimi duyar ve hemen basmakalıp bir sözcük verirler bana: “divâne”

Nice gerçekliklerden kaçıp düşlere sığınırız çoğumuz. Bizi birbirimize en çok yaklaştıran yol burasıdır. İtiraf etmeliyim ki, düşlerime giren bazılarınızı severim. Lakin, mutsuzluk tanrımdır benim. Uyumam gerekir, affedin. Gitmem gerekir, belki ölmem ve çürümem, yahut uyanıp konuşmam.

Konuşmalarım sizin uyku-nedeniniz, benim düş-sonuçlarım olacaklar.

Biliniz ki, sizden biri değilim ben, zira hepiniz kadar yok, hiçbiriniz kadar varım.

Ben puslu şiirlerde adı okunan, masallarınızda kulağı çınlayan yeşil renkli canavarım.

gizem/29aralık07

Rimbaud


Tam da sana layık bir gün, bugün, Rimbaud.
Sularla dolu karanlık bir sarnıç; sularda balıklar, balıklarda biz.

Biri yana yatıyor balıkların, Rimbaud, o galiba benim ile senin için orada duruyor. Balık, ölüyor Rimbaud.. Yanına turuncu balık geliyor, yokluyor "ne" olduğunu, bulamıyor.. Kaç kez yanıldık biz değil mi? Kaç kez bitirmek istedik, ama başladık, gitmek istedik ama döndük.. Koskocaman bir balık Rimbaud, şiirlerin kadar büyük, düşlerim kadar büyük..

Ah Rimbaud, tam da sana layık bir gün, bugün..
Sanattan konuşan hanımlar yanımda, senin yanındaki şiirbilmez şairler gibi..

Kırmızı bir ışık yanıyor şiirlerin için, ama canımı acıtmıyor bu sefer, kırmızı..

Başlıyoruz Rimbaud; şiirlerin ile bekaretim bozulacak..

gizem.[Rimbaud dinletisi evveli, 29 Aralık]